Değer Katan Denetim

Bundan birkaç ay öncesinde bir kredi işi nedeni ile yaklaşık 7 yıldır müşterisi olduğum bankanın evime en yakın şubesine gittim. İşlemlerim halledilirken, benim işim ile ilgilenen bayana üst üste tam 2 telefon gelmiş, her biri de en az 6-7 dakika sürmüştü. Her zmaanki gibi vakit geçirmek amacı ile etrafı izlemeye başladım.

Malum meslek iç denetim olunca elbette ki daha bir iştahlı oluyor yapılan gözlemler. Şubenin işleyişi, yerleşim ve düzeni, çalışanlar, bekleyen diğer müşterilere dikkatle baktım. Ticari ve bireysel hizmetler sunan Şubenin oldukça önemli bir iş hacmine sahip olduğu içerideki koşuşturma ve kalabalıktan açıkça belli oluyordu. Yanında oturduğum müşteri temsilcisine 2 telefonun üzerine diğer arkadaşlarından 1-2 soru gelmiş, en az bir 10 dakika da bu sorulara yanıt aranırken geçmişti. Gözlem yapmaktan tam sıkılmıştım ki, işlerime yardımcı olan bayanın yanına koyu renk takım elbiseli ve karizmatik görünüşlü iki genç yaklaştı. Kendisinden bir takım dosyalar istediler. Kendilerinin meslektaşlarımız olduğunu anlamamak mümkün değildi. Belli ki Bankanın Teftiş Kuruluna bağlı çalışan bu iki müfettiş arkadaş Şubeyi teftiş etmek üzere buradaydılar. Bayandan dosyaları alıp biraz ileride çalışmakta oldukları masaya ilerlerlerken çalan yeni bir telefon ile isyanın eşiğine geldim. Tam 30 dk dır basit bir işlem için beklemekteydim ve arkamdaki sıra da gittikçe artmaktaydı. Müşteri temsilcisi bayan kan ter içinde her seferinde tekrar tekrar özür diliyor ve benim işlemime geri dönüyordu. Kıpkırmızı bir yüz ile bana dönerek ” İşler yetmiyormuş gibi birde teftiş çıktı başımıza” diyerek derin bir of çekti. Artık merakıma daha fazla dayanamayarak bende söze girdim: “pardon hanımefendi, burada sizden başka bu işlere bakan yok herhalde” dedim. Bayan beni doğrularcasına kafa salladı ve açtı ağızını yumdu gözünü “Koskoca bireysel krediler bölümüne tek ben bakıyorum. İnanabiliyor musunuz. Günde ortalama 500 kredi başvurusu oluyor. Her birinin başvurusunu alıyorum, formları kontrol ediyorum, sisteme giriyorum, istihbarata yolluyorum, oradan gelen cevaba göre de müşteriyi arıyor ve kredi başvurusunu sonuçlandırması için belgelerini istiyorum. Elbette o gün başvuranların ancak belirli bir yüzdesi aynı gün işleme tabi. Diğerleri ertesi güne kalıyor. Bir yandan da kredi ödemeleri yapıyorum. Nakit ise vezneye yönlendiriyorum, online ise hesaba geçiyorum. Sigorta, kesinti, masraf, vs hesaplamaları sistem yapıyor ben kontrol ediyorum. Bu sadece işin kredi boyutu. Birde günlük raporlamalar ve diğer Şube görevlerim var. Onlara hiç girmeyeyim. Birde bu Teftiş çıktı başımıza….” Bayanının sıkıntısı gözlerinden açıkça okunuyordu. İşimin daha da uzamaması için sessiz kalmam gerekirken yine dayanamayarak sordum: “Peki neden iş yükünüzün ağırlığını Müdürünüz ile görüşmediniz? Bu kadar iş yükü içinde ciddi hatalar olmuyor mu?” “Oluyor” dedi heyecanla bayan, hem de ne hatalar yapıyorum. Ama ne yapalım durum bu. Belki 10 kere söyledim Müdire Hanıma, beni buradan alın diye. Almadı. Almayacaksanız takviye yapın dedim. Müdire hanım takviye de yapmıyor. Neymiş efendim Banka genelinde verimlilik politikası gereği az kişi maksimum iş bekleniyormuş. Benden genel olarak memnunmuş, hata herkes yaparmış… Şu koca şubede bireysel kredilere tek ben bakıyorum inanabiliyor musunuz? Üstelik teftiş de var. Zaten 15 gündür bir sürü hatamı buldular. Sanırım daha da çok bulacaklar bu gidişle. Geçen sefer de epey hata çıkmıştı benim işlerde. Ama ne yapayım tek kişi, haksız mıyım beyefendi?” “Haklısınız” dedim. Aklımda bayanın iş yükünden çok müfettişlerin yaptığı denetim vardı şimdi. Bireysel Müşteri Temsilcisi bayan işlerimi tamamlamak üzereydi. “Ne tür hatalar buldular geçen sene. Bu sene?” diye sordum tekrar. Belli ki sıkıntıları ile samimi bir şekilde ilgilenmem memnun etmişti kendisini. “Genellikle kredi dosyalarında bir iki eksik belge, birkaç imza ve paraf eksiği, damga pulu, kredi masraf tahsilatları ile ilgili bazı ufak farklar, dosya düzeni, vs.” dedi Bayan. Ama çoğu da bir yerlerden çıkıyor müfettişler gidince. Sanki onların gitmesini bekliyor mübarek matbuat ortaya çıkmak için. Ama bunların dışında ciddi hiçbir tenkit gelmedi. Soruşturmam da yok çok şükür. Daha 14 aylık bankacıyım zaten” Gülümseyerek “anlıyorum” dedim. “İşiniz hakikaten zor. Anlamadığım burada sizin üzerinizdeki baskının çok daha ciddi sorunlara da yol açabilme ihtimali olması. Bunu müfettişler de fark etmedi mi? Eleştiri konusu yapmadılar mı? Sizin burada yürüttüğünüz iş oldukça riskli. Tek başınıza çalışıyorsunuz. İşleriniz çok yoğun. Peki bu işleri kim kontrol ediyor? Bir şefiniz falan vardır muhakkak” diyerek bana imza için uzattığı belgeleri aldım. Belgeleri imzalarken merakla vereceği cevabı bekliyordum. ” Şefimiz vardı ama 6 ay önce tayini çıktı. Yerine gelecek birisi yakında diyorlar. 6 aydır doğrudan Müdire Hanıma onaylatıyorum. Gerçi o da çok yoğun. Şöyle bir bakıp imzalıyor zaten. İstesem senet bile imzalatırım o yoğunlukta” Bayan yaşadığı tüm bu gerginliğin içinde bir kahkaha atarak imzaladığım evrakları aldı. “İşleminiz tamam beyefendi. Ne olur yoğunluktan ötürü kusura bakmayın”. Sohbet için teşekkür edip kalkarken bayan gülümseyerek masumane bir bakışla ekledi: “Hata diyordum ya, aramızda kalsın geçen sene sisteme bir yanlış giriş yaptım, hem de 6 ay önceki teftiş sırasında! Şube tam 50 bin YTL zarardaydı. Neyse ki müşteri anlayışlı çıktı da tazmin ettik sonradan. Hem de bir iki ay sonra çıktı ortaya. Bende atlamışım, teftiş de atlamış, Müdire Hanım da… Oluyor işte insanlık hali! E birde acemiydik tabi o günlerde!” Gülümsedi. Bende samimi sohbet için tekrar teşekkür edip, arkamda bekleyen sıranın sitem dolu bakışları altında şubeden uzaklaştım. Eve doğru giderken kendi kendime düşünmeden edemedim; Oldukça ciddi operasyonel riskler taşıyan bir bölümde tek bir bayan. Sadece 14 aylık bir bankacılık tecrübesi var. Onay mekanizması yok. İç kontroller zayıf. Yoğun iş baskısı ile önemli hatalar yapılıyor. Hem finansal, hem de imaj kayıplarına yol açabilecek durumlar yaşanmış. Her 6 ayda bir Teftiş edilen bir Şube. Müfettişlerin tenkitleri: birkaç eksik evrak, evrak düzeni, paraf eksiklikleri, vs.. Bu bankada görevli meslektaşlarımızın yetkinliklerine, teftiş sistemin önemine ve bu güne kadar verdiği hizmetlere dair asla şüphemiz yok. Ama bu ve benzeri durumları her tecrübe edişimizde emin oluyoruz ki ülkemizde risk odaklı iç denetim kültürü ve uygulamalarının yaygınlaşmasına da şiddetle ihtiyaç var. Odağın uygunluk ve hatalar değil, risk olduğu bir denetim kültürüne şiddetle ihtiyacımız var. Yapılan hataların tespiti kadar, bu hataların ortaya çıkmasına neden olan risklerin de göz önüne alınmasına yönelik denetim çabalarına ihtiyacımız var. Tenkit etmek kadar, teşekkür etmeyi de bilen meslektaşlara ihtiyacımız var. Hepsinden önemlisi çalıştığı kuruma değer katmayı başarabilen meslektaşlara ihtiyacımız var. Geçen hafta özel işlerim nedeni ile tekrar Şubeye uğradım. Müşteri Temsilcisi Bayan orada yoktu. Yerine başka bir bayan gelmiş. Daha yaşlı ve tecrübeli gözüküyordu. Kendisine diğer bayanı sordum, “Benden önceki arkadaş teftiş geçirdi. Başka bir şubeye gönderildi” dedi. Baktım yeni gelen bayanın önünde de dosya yığınları vardı. O da kan ter içindeydi. Telefonu sürekli çalıyordu. O da “of” luyordu. Kendisine teşekkür edip giderken, Bayan sıradaki müşterisine kusura bakmayın diyordu…Bekletiyorum sizi….

Bir Cevap Yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmadı

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Yukarıya Git