Mutlu Şirketler, Mutsuz Şirketler

123Tolstoy Anna Karenina kitabının girişinde bir gözlem yapar; “tüm mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aile ise kendine özgü bir mutsuzluğa sahiptir”. Ünlü girişimci ve yatırımcı Peter Thiel, Zero to One kitabında, bu gözlemin iş dünyası için tam tersinin geçerli olduğunu açıklar. Thiel şöyle der: “Tüm mutlu şirketler farklıdır; her biri kendine özgü bir sorunu çözerek bir pazar, bir monopol gücü kazanır. Tüm başarısız şirketler ise aynıdır; rekabetten kaçınmayı bilememişlerdir.

Thiel’e sonuna kadar katılıyorum ama tezi güçlendirmek için bazı eklemeler yapmak gerekiyor. Birincisi, mutlu şirketler sürekli mutlu kalamazlar. Sürekli inovasyon yapmalı ve sürekli bunu pazara hızlı sunmalılar, aksi halde rekabete yakalanabilirler. İkincisi, mutsuz şirketler de bu mutsuzlukları ile uzun süre yaşayamazlar. Yani, tam rekabet piyasası içinde, düşük karlar ile, emtialaşmış bir pazarda, sürekli idare edemezler. Cirolara aşırı bağımlı olan minimal karlar, en ufak bir global ya da yerel krizde kaybolur, şirketin likiditesi sağlam değilse, oyun dışında bırakır. Bu nedenle, mutsuz şirketler de kendilerini rekabetten kurtarmanın ve mavi okyanuslar-mor inekler oluşturmanın bir yolunu bulmalıdırlar.

Uzun senelerdir şirketlerle yönetim kalitesinin çeşitli yolları ile artırılması amacı ile çalışan bir yönetim danışmanı olarak, şirketlerin rekabet konusunda iki eksenin oluşturduğu dört bölgeden birinde olduklarını tespit ettim. Şirketler ile özellikle strateji, karlılığın artırılması ya da inovasyon süreçleri üzerinde çalışmaya başlamadan önce bu haritadaki yerlerini belirlemeye çalışıyorum. Bu konum, şirketin rekabet ve karlılıkta iç ve dış gücünü ortaya koyabilmesi açısından önem taşıyor. Bu da tüm strateji tasarımı ve stratejik yönetim kurgusunu etkiliyor. Kısaca mutlu şirketleri nasıl daha mutlu, mutsuz olanları ise nasıl mutlu şirket haline getirebiliriz, bunun üzerinde çalışmalar yapıyoruz.

Şirketleri iki eksende incelediğimi ifade etmiştim. Bu modele Innovate to Market (I2M) Modeli adını verdim. Birinci eksen inovasyon yapabilen ve yapamayanlar, ikinci eksen bu inovasyonu hızla pazara ulaştırabilen ve yarattıkları değerden pay alabilenler ile pazara ulaşamayıp, değerden pay alamayanlar. Yani dikey eksende inovasyon kapasitesine (farkındalık, istek, inovasyon süreçleri, kültür, tasarım, hızlı prototip üretimi, testler, sonuçlar) bakıyoruz. Yatay eksende ise, inovasyonu pazara hızlı ulaştırıp, bundan para kazanabilenler (planlama,  değer zinciri, tedarik zinciri, ürün yönetimi, satış, ve diğer pazarlama unsurları) yer alıyor.

I2MModel

Şirketler çoğunlukla inovasyon yapamayıp, mevcut ürünleri veya hizmetleri ile pazardan değer alma noktasında rekabet içindeler. Yani 2. bölge. Bu ideal bir bölge değildir, ancak sorunların açıkça gözükmediği bir bölgedir. Şirketler yüksek ciro ve bunun arkasına saklanmış gerçekte yetersiz karlara sahiptirler ve bu durumun sağlıksızlığını fark etmek içerideki yöneticiler için zordur. Şirket kendini mutlu zanneden, esasen mutsuz olan bir şirkettir. Birinci bölgede yer alan şirketler zaten ya oyun dışında kalmıştır, ya da kalması an meselesidir. Dördüncü bölgedeki şirketler ise sürekli inovasyon yapan ama bunu pazara ulaştırmada operasyonel imkan ve kabiliyetleri sınırlı şirketlerdir. Pek çok start up bu bölgede yer alır.

İdeal olan ise şirketlerin üçüncü bölgede yer almalarıdır. Yani hem güçlü bir inovasyon kapasitesine sahip olmaları, hem inovatif ürün ve hizmetler üretmeleri, hem de bunları en kısa ve düşük maliyetle piyasaya sunmaları açısından bu şirketler mutlu şirketlerdir. 4. Bölgede yer alan start-upların kendisini bu bölgeye atmaları beklenir. Pek çok şirket daha önce 4. Bölgeden bu bölgeye ulaşmış, güçlü bir performans sergilemiş, sonra giderek kurumsallaşma, bürokrasi, katmanlı yönetim, güvenli ve bilindik stratejilere güvenme, yenliklerden uzaklaşma ve girişimci ruhlarını kaybetme nedeniyle 2. bölgeye düşmüşlerdir. Bu şirket ve kurumların olgunluk ve düşüş dönemleridir. Bunu fark edip, yeniden yapılanan, yalın ve çevik hale gelen, daha iyisi, bu yalın ve çevikliği inovasyon, ARGE, değer zinciri ve müşteri deneyimi gibi konularda sağlamış olan az sayıda firma, üste yani 3. bölgeye geri dönebilir.

1. bölgedeyseniz en kısa zamanda işi bırakın. Kurtarma şansınız yok. Artık çok geç. Ancak 2. veya 4. bölgedeyseniz, yapacak çok şey var demektir. O nedenle muhakkak bu modelde şirketinizin nerede olduğunu ve en optimal nokta olan inovasyon yapan ve pazardan değer alanlar bölgesine geçmek için neler yapılması gerektiğini tespit etmeniz gerek.

Stratejik yönetim, AR-GE, iç denetim ve pazarlama departmanlarının birlikte bu değerlendirmeyi çok ciddi biçimde yapmalarını öneriyorum. Bu değerlendirme sonucu şirketin somut, uygulanabilir eylem planları ortaya koyması, daha iyisi bu eylem planlarını performans hedefleri ve KPI’lar arasına da koymalarını öneriyorum. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için, işin içine objektiflik ve bağımsızlık katmak adına, üçüncü göz olarak iç denetçilerin de katılmalarını çok faydalı buluyorum.

Bir Cevap Yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmadı

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yukarıya Git